Panik Bozukluğu
Panik bozukluğunun bir türü olan panik ataklar birçok psikiyatrik rahatsızlıkta gözlemlenen, yenileyici ataklarla ortaya çıkan ve sonrasında beklenti anksietesi ile devam eden, her an bir şey olacakmış düşüncesinin eşlik ettiği, ani ve patlamaları olan bir kaygı bozukluğudur...
Panik bozukluğun yaşam boyu yaygınlığı yüzde 4.7-5.1’ dir. Her yıl yaklaşık yüzde 8-10’umuz herhangi bir psikopatoloji olmadan panik atak geçirebilmektedir.
Panik bozukluğun başlangıç yaşı yaklaşık 25’dir. Panik bozukluğu ergenlik başlangıcı ile birlikte kademeli olarak artış göstermekte, yetişkinlikte zirveye ulaşmakta ve kadınlarda daha sık görülmektedir.
Bazı hastaların kardiyolojik problemler nedeniyle hastaneye başvurduklarında panik bozukluk yaşadıkları tespit edilmiştir.
Panik bozukluğun nedenlerine ve ortaya çıkış sebeplerine baktığımızda; bazı bedensel duyumların felaketleştirerek algılandığı ve yanlış yorumlandığı görülebilmektedir. Biyolojik sebeplere bakıldığında ise; noradranerjik sistemin aşırı etkin olduğu, serotonerjik sistem işlevlerinde aksama olduğu, benzodiazepin-GABA sisteminin işlevlerinde azalma olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, işlevsel beyin görüntülere çalışmalarında, prefrontal korteks olmak üzere kortikal bölgelerde etkinlik azalması olduğu, amigdalanın etkinliğinin kontrol dışı kaldığı belirlenmiştir.
Panik bozukluğunun en temel özelliği, tekrarlayan, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan panik ataklardır. Bu ataklara, korku, endişe ve kötü şeyler olacağına dair bir düşünceler eşlik eder. Atak sırasında, otonomik sinir sistemi devreye girer. Boğulma hissi, baş dönmesi, nefes almada güçlük, göğüs ağrısı, kalp atışının hızlanması vb. belirtiler görülür. Ataklar sonrasında beklenti anksietesi görülerek tekrarlanabileceğine dair korkular yaşanır. Bazen gündüz yaşanan ataklara nadir olsa da gece atakları eşlik edebilir.
Panik ataklar diğer anksiyete bozukluklarında, depressif bozukluklarda, travma sonrası stres bozukluğu vb. psikiyatrik öykülerde de görülebilir. Panik ataklar; alkol, madde kesilmesinde ve yoğun kullanımında, endokrin, kalp, göğüs, nörolojik hastalıklarda, menopoz ve anemi de görülebilir.
Panik bozukluğunu hazırlayıcı etkenler incelendiğinde, çocukluk döneminde ebeveynlerden ayrılma, erken dönemde cinsel yada fiziksel davranımlara maruz kalma görülebilmektedir. Bozukluğun gelişimi öncesinde ise stresli yaşam olayları; sevilen kişiden ayrılma, iş değiştirme, gebelik, evlilik, göç, yakın kaybı ve fiziksel rahatsızlıklar görülebilmektedir.
Bazen panik atakları agorafobi ile birlikte görülmektedir. Kişi panik atağı geçirme korkusuyla kaçınmasının ve yardım almasının zor olabileceğini düşündüğü, tek başına ev dışında, kalabalıkta, köprü üzerinde olmaktan, otobüsle, trenle arabayla yolculuk etmekten korku duyması olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Panik bozukluğun psikolojik tedavisinde, erken çocukluk dönemi ilk nesne ilişkileri üzerinde ve travmaları üzerinde çalışması, gevşeme egzersizleri, olaylara bakış açısının gerçekçi bakış açıları ile değiştirilmesi, kaçınılan durumların içine kademeli olarak yaklaşılması vb. teknikler kullanılmaktadır.
H.Fatih Dane
Klinik Psikolog Doktor